Anglophone Studies Ne Demek? İzmir’in Sokaklarından Akademik Dünyaya
Herkese merhaba! Bu yazımızda “Anglophone studies ne demek” hakkında bilinmesi gereken önemli noktaları ele alıyoruz.
İzmir’de yaşıyorum, 25 yaşındayım ve arkadaşlarım sürekli “Adam gibi espri yap, kitap kurdu mu oluyorsun?” diye soruyor. Halbuki ben her iki hâli de yaşıyorum: Bir yandan kahkaha patlatıyor, bir yandan kendi beynimle tartışmalar yapıyorum. İşte tam da bu ruh hâliyle “Anglophone studies ne demek?” sorusuna giriş yapabiliriz. Ama merak etme, sıkıcı akademik açıklamalar yok; sadece hayatın içinden, biraz absürt ama içten bir yolculuk var.
Sabah İzmir’de Kahve ve Anglophone Studies
Sabah 9:15. Kafede sırada beklerken iç sesim şöyle diyor:
“Neden herkes lattelerini büyük boy alıyor? Küçük boy alsan da uyanırsın, beyninle kavga etme artık.”
O sırada aklıma “Anglophone studies ne demek?” sorusu geliyor. Kafede latte yudumlarken arkadaşım Murat, bana dönüp soruyor:
— “Hadi ama, Anglophone studies mi dedin? Yine dersin var da bizimle dalga geçiyorsun, değil mi?”
— “Yok Murat, bu iş ciddi! İngilizce konuşulan ülkelerin edebiyatını, kültürünü, dilini inceleyen bir şey bu.”
— “Aa tamam, yani İngilizce kitaplar mı okuyorsun?”
— “Yani evet, ama sadece kitap değil; diziler, filmler, şarkılar, sosyal hayat… Hepsi bu işin içinde.”
İşte burada bir fark var: Dışarıdan bakınca “Sadece İngilizce kitap okuyor” gibi görünse de aslında Anglophone studies, İngilizce konuşulan dünyanın kültürel DNA’sını çözmek gibi bir şey.
Arkadaş Ortamında Anglophone Studies
Gece 11:00, arkadaşlarla evde takılıyoruz. Birimiz film öneriyor, diğeri yemek tarifi, ben ise gizli misyonumla: “Bu film Anglophone kültürünü nasıl yansıtıyor?” diye düşünüyorum.
— “Kanka, sen yine ne takıyorsun kafaya?”
— “Şey… Anglophone studies meselesi var. Bu filmdeki karakter davranışları İngiliz kültürüyle paralel.”
— “Ya ama biz film izliyoruz, analiz yapmıyoruz!”
— “Evet, ama beynim ayrı bir modda çalışıyor, bunu engelleyemiyorum.”
İçimden gülüyorum, çünkü arkadaşlarımın gözleri “Ne yani, sen sinemaya giderken ders mi çalışıyorsun?” der gibi. Ama işin özü: Anglophone studies, sadece kitap okuma değil; o kültürü yaşama, anlamaya ve bazen kendini o kültürle test etmeye dayanıyor.
İzmir Sokaklarında Anglophone Düşünceler
Sabah koşusundayım, Karşıyaka sahilinde rüzgâr yüzüme vuruyor, martılar çığlık atıyor. İçimden yine aynı soru: “Anglophone studies ne demek?”
Kendi kendime diyorum ki: “Bir insan neden İngilizce konuşulan ülkeleri çalışır?”
Cevap basit: Çünkü bazen kendi kültürünü anlamak için önce yabancıyı tanımak gerekir.
Ve tabii bir de gizli bir eğlencesi var: Arkadaş ortamında rastgele İngilizce kelime patlatınca herkesin yüz ifadesi priceless oluyor.
Kısa Bir Diyalog: Ben ve İç Sesim
— “Bak, bugün dersin vardı, çalışmadın, geç kaldın.”
— “Ama blog yazısı yazıyorum!”
— “Blog mu? İzmir sokaklarını analiz eder gibi mi?”
— “Tam olarak öyle! Anglophone studies hem akademik hem günlük yaşamın içine sızıyor. Bazen kahve içerken Shakespeare’i düşünüyorsun, bazen çarşıda bir tabelada İngilizce kelime görüp kendini sorguluyorsun.”
— “Sorgulamak mı? Çok dramatik.”
— “Evet, ama bunu yaparken gülüyorsun da.”
Anglophone Studies ve Mizahın Kesişim Noktası
İşte en sevdiğim kısmı: Mizah. İngilizce kültürün derinlerine indikçe fark ediyorsun ki, mizah evrensel ama dokusu farklı. İngilizce bir şaka, İngiliz kültürünü anlamadan tam tadıyla anlaşılmıyor. Ve bunu fark etmek, insanı hem şaşırtıyor hem eğlendiriyor.
Arkadaşım Elif, bana bir gün dedi ki:
— “Sen hep İngiliz kültürü üzerine düşünüyor, sonra bunu bize anlatıyorsun ama kendinle dalga geçmeden yapamıyorsun.”
— “Haklısın, çünkü bazen kendimi İngiliz karakterler gibi tuhaf buluyorum, bazen de sadece İzmirli bir genç olarak kayboluyorum.”
Anglophone Studies Ne Demek? – Özetle ve Hafifçe Ciddi
Sonuçta Anglophone studies, İngilizce konuşulan dünyayı sadece dil üzerinden değil, kültür, tarih, edebiyat ve toplumsal davranışlarıyla bütüncül olarak anlamak demek. İzmir’de yaşıyor olmak, sokak aralarında koşarken kahve içerken, arkadaşlarla gevezelik ederken bile bu düşünceyi gündelik hayata taşıyabilmek demek.
Ve tabii ki, hayatın içinde mizahı bulmak: Kendinle, arkadaşınla, bazen martılarla bile dalga geçebilmek demek. Anglophone studies ne demek sorusunun cevabı bazen ciddi, bazen de tamamen absürt bir kahve sohbetinde saklı.
Kapanış
Eğer İzmir sokaklarında yürürken kafanı kaldırıp tabelalara bakıyor, film izlerken karakterlerin davranışlarını çözmeye çalışıyor ve arkadaş ortamında İngilizce kelimelerle ufak espriler patlatıyorsan, tebrikler: Anglophone studies hayatına sızmış demektir. Hem eğlenceli hem düşündürücü, hem akademik hem günlük, hem sen hem biraz senin iç sesin.
Hayatın ortasında, kahve ve gülüşler eşliğinde, İngilizce konuşulan dünyayı anlamaya çalışmak… işte bu, Anglophone studies ne demek sorusunun en güzel cevabı.